Otobüsle Avrupa Turu, günümüz gençlerinin favorisi. Öyle ki hem uygun fiyatlı olması hem de yola çıkmışken tek seferde pek çok şehir ve ülke görme imkânı sağlaması bu sistemin tercih edilmesindeki en önemli sebepler. Bir yandan da güzel dostlukların kurulduğu eğlenceli bir serüven vadeden otobüsle Avrupa gezisi, yaz tatilini değerlendirmenin en keyifli yolu. Yıllarca Asya’yı Avrupa’ya bağlayan güzel ülkemizin konumu, aslında kara yoluyla Avrupa’ya ulaşmak için çok uygun. Böylece yüksek sezonda fırlayan uçak biletlerine harcayacağınız parayı, otobüsle Avrupa turu sayesinde harçlık olarak biriktirip birçok yer görmeniz mümkün oluyor.

Otobüsle Avrupa gezisi düzenleyen pek çok firmadan biri olan EYOBUS, kalitesi, deneyimi ve yaptığı işlerle ön plana çıkan, güvenilir bir isim. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan, kendi sektöründe ilkleri gerçekleştiren bir kuruluş olan EYOBUS, TÜRSAB belgelerinden, konaklayacağınız otellere, otobüslerin marka ve modelinden şeffaf şirket bilgilerine dek güvenle tercih edebileceğiniz bir firma. Televizyonu, hızlı şarjı, prizi bulunan 2015-2016 model araçları, tecrübeli ve eğlenceli 3 farklı organizasyon ekibi, daha önce 1067 katılımcının referans olduğu Türkiye’nin en büyük gençlik hareketlerinden biri.

EYOBUS Avrupa Turu

Güzel dostlukların kurulduğu eğlenceli bir yolculuk vadeden otobüsle baştan başa Avrupa turu düzenleyen firmalardan EYOBUS otobüsle Avrupa turu yapan firmalar içerisinde en kurumsal olanlarında biri. Ben de 9 ülkeyi kapsayan 11 gün süren EYOBUS Kuzey Avrupa Turu’na katılmıştım. Biraz yorucu olsa da fiyat/zaman açısından bence çok avantajlı.

Otobüsle Avrupa Turu: Görülecek En Güzel Şehirler

Otobüsle Avrupa turu İstanbul’dan başlayarak, genellikle 18 ülkeyi kapsayan 18 günlük bir yolculukla tamamlanıyor. EYOBUS daha önce 16 kez düzenlemiş olduğu Avrupa Turu programını 990€’dan satışa sunuyor.

1. Selanik

Başkent Atina’dan sonra Yunanistan‘ın en büyük şehri olan Selanik, Avrupa’ya merhaba dediğiniz nokta! Renkli festivalleri, uluslararası etkinlikleri ve canlı kültürel hayatı ile cıvıl cıvıl kıpır kıpır bir kent olan Selanik’te görmeden dönmemeniz gereken yerler ve yapmadan ayrılmamanız gereken şeyler var. Elbette ilk sırayı atamız Mustafa Kemal’in doğduğu ev olan Atatürk Evi’ni gezmek. Oldukça duygulanacağınız müze Türk Konsolosluğu’nun arkasında Apostolou Pavlou Sokağı’nda bulunuyor. 1935’te müzeye dönüştürülen ev, Mustafa Kemal’in doğduğu oda olmak üzere iki katlı, geleneksel bir Osmanlı evi. Yine şehrin en önemli yapısı ve simgesi olan Beyaz Kule de bir Osmanlı yapısı. Selanik’in en önemli anıtlarından Beyaz Kule, Selanik’in Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesinin ardından savunma amacıyla, 1450-1470 yılları arasında eski bir Bizans kulesi üzerine inşa edildi. Kulenin tepesine çıkıp kentin panoramik manzarasını görmeyi unutmayın! Son olarak Selanik’te mutlaka Ladadika bölgesindeki tavernalardan birinde Yunan müziğine ve nefis mutfağına doymak!

2. Zagreb

Hırvatistan‘ın başkenti ve en yeşil Avrupa kentlerinden biri olan Zagreb, ülkenin kuzeyindeki Sava Nehri üzerinde kurulu. Barok evleri, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, geniş meydanları, sarayları, yeşil alanları, açık hava pazarları, müzeleri ve tarihi eserleri ile tam bir Orta Avrupa şehri. Görmeniz gereken yerlerden ilki, 105 m’lik kuleleriyle Zagreb’i kuşbakışı izlemek oldukça güzel bir manzara sunan Zagreb Katedrali. Jelačıć Meydanı ise, şehrin en yeni turistik, cıvıl cıvıl mekânlarından biri. Jelacic Meydanı’nın hemen üst kısmında yer alan Dolac Pazarı da bir o kadar renkli. Etrafı ormanlarla çevrili bir tepede yer alan ve eteklerindeki göl manzarasına bakan Trakošcan Kalesi ise gün batımında fotoğraf sevenlerin kaçırmaması gereken bir adres!

3. Budapeşte

Güzeller güzeli Budapeşte, Avrupa’nın en özel kentlerinden. Tuna Nehri’nin Buda ve Peşte olarak ikiye ayırdığı, Macaristan’ın başkenti eşsiz mimarisi, kendine özgü dokusu, gece yaşamı ve tarihi geçmişiyle gezginleri büyüleyen bir şehir. Geniş bulvarları ve zarif Neo-Rönesans yapılarıyla Budapeşte’nin her yeri, tüm yapıları muazzam. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Buda Kalesi, tüm Avrupa’da ışıklandırılmasıyla ünlü olan Budapeşte’nin Balıkçı Tabyası, Buda yakasının en büyüleyici noktası olan Gellert Tepesi, Orta Avrupa’nın en çok ilgi çeken binalarından olan Parlamento Binası, Budapeşte’nin en büyük kilisesi olan St. Stephen Bazilikası ve elbette Buda ile Peşte’yi birbirine bağlayan Zincir Köprü, Budapeşte’nin en meşhur ikonu. Fakat Budapeşte’nin ana meydanlarından olan Kahramanlar Meydanı, Budapeşte’nin Champs Elysée’si olarak bilinen Andrassy Bulvarı, Budapeştelilerin buluşma adresi olan Vörösmarty Meydanı’nı da mutlaka görün. En önemlisi de Tuna üzerinde tekne turu yapmadan kesinlikle dönmeyin!

4. Viyana

Viyana, gerçek Avrupa kültürü ve zarafetinin vücut bulmuş hali. Avusturya’nın başkenti olan Viyana tarihi, çok yönlü kültürü, mimari dokusu, müzeleri ve sanatsal etkinlikleriyle boşuna Avrupa’nın kültür ve sanat başkenti olarak anılıyor. Tuna Nehri kıyısında kurulu Viyana, Barok sarayları, tiyatroları ve dar Orta Çağ sokaklarıyla gerçek bir açık hava müzesi. Tuna Nehri kıyısında kurulu Viyana’nın tarihi merkezi, kendine has dokusuyla, UNESCO Dünya Mirasları Listesinde bulunuyor. Bu güzel kentte görmeniz gereken ilk yer, Viyana’nın incisi Hofburg Sarayı. Zira burası müze, saray, kütüphane ve Kelebekler Evi’nden oluşan bir kompleks. Avrupa’nın en güzel saraylarından Schönbrunn Sarayı ise ağaçlar, patikalar, çeşmeler ve heykellerle süslenmiş bahçeleriyle de ünlü. Viyana’nın en ünlü meydanı olan ve alışveriş mağazalarının, kafe ve restoranların, hediyelik eşya dükkânlarının yer aldığı Karl Meydanı ise, Opera Binası ve Aziz Stephan Katedrali arasında uzanıyor. Graben’de yer alan meşhur Veba Anıtı ise, sanat tarihi açısından barok döneme geçişi vurgulayan ve dönem heykel sanatını büyük çapta etkilemiş bir anıt. İşin aslı, Viyana öyle gezmekle bitirilecek bir şehir değil, buranın hakkını vermek için birkaç gün ayırmak gerekiyor.

5. Prag

EYOBUS Avrupa Turu

Dünyanın pek az şehri Prag kadar fantastik olabilir! Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve en büyük şehri Prag, kentin sembolü olmuş kuleleri, görkemli katedralleri, zarif sarayları, şehrin her yanını bezeyen heykelleri, büyük meydanları, nehir üzerine sıralanmış etkileyici köprüleri ile sanki Orta Çağ’da geziyormuşsunuz hissi uyandıran tam bir masal dünyası. Vltava Nehri’nin iki yakasını birleştiren ve dünyanın en ünlü köprülerinden biri olan Karl Köprüsü ilk adres. Buradan, dünyanın en güzel yerlerinden Eski Şehir Meydanı’na yürüyebilirsiniz. Kent simgelerinden biri olan Tyn Kilisesi ile Astronomik Saat bu bölgede bulunuyor. Saat Kulesi’nin tepesine çıkıp kenti kuşbakışı izlemeden dönmeyin. Kentin en eski yerleşim yeri olan Prag Kalesi, edebiyata meraklıysanız Franz Kafka Müzesi, muazzam büyüklükteki Gotik St. Vitus Katedrali’ni gezip Dans Eden Ev’den ve John Lennon Duvarı’ndan bir fotoğraf almadan Prag’dan dönülmez!

6. Berlin

Almanya’nın başkenti Berlin, kendine has hareketliliği ve mesafeli duruşu, müzeleri, doğal güzellikleri ve kültür sanatın nabzını tutan etkinlikleriyle şahsına münhasır bir şehir. Zengin tarihi, modern görünümü, gece hayatı, müzeleri, Berlin Duvarı, kiliseleri, sanat galerileri ve alışveriş merkezleriyle tüm dünyadan turist ve gezginleri kendine çeken ilginç, büyük ve eğlenceli bir şehir. Berlin’de ilk durağınız kuşkusuz Spree Nehri boyunca görebileceğiniz 46 km uzunluğundaki Berlin Duvarı. Ardından yürüyerek sırasıyla Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı, Berlin’in ana şehir sembolü Brandenburg Kapısı ve Reichstag’a devam edebilirsiniz. Alexanderplatz, Berlin’in en önemli ve cıvıl cıvıl meydanı. Alexanderplatz’den Berliner Dom’a doğru yürüyebilir, oradan Museumsinsel’e devam edebilirsiniz. Berlin Katedrali (Berliner Dom), İtalyan olgun Rönesans ve Barok stillerinin ön planda olduğu görkemli kubbelere sahip, Berlin’in güzeller güzeli katedrali. Zamanınız varsa Museumsinsel’de yer alan en az bir Berlin müzesini mutlaka gezin. Fakat ne yapıp edip Berlin’in en büyük şehir parkı Tiergarten‘ı şöyle bir turlayın, biranızı ve sandviçlerinizi yanınıza almayı unutmayın!

7. Amsterdam

Avrupa’nın en güzel, en fotojenik kenti Amsterdam! Hollanda’nın başkenti, şirin kasabaları ve rakipsiz müzelerin, özgürlüğün ve bisikletlilerin kenti Amsterdam, kartpostallık kanalları, zengin sanatı ve tarihi, canlı kültürü ve sosyal hayatıyla, kuşkusuz dünyanın da en kendine özgü şehirlerinden biri. Amsterdam’da yapılacakların sınırı olmasa da mutlaka görülmesi gereken yerler yok değil. Amsterdam’ın ana meydanı olan Dam Meydanı, kentin dünyaca ünlü bölgesi Red Light District, RijksmuseumVan Gogh Museum, Stedelijk Museum gibi kentin en önemli müzelerinin ve meşhur I Love Amsterdam yazısının bulunduğu Museumplain’i görmeden olmaz. Amsterdam’ın en büyük ve en sevilen parkı olan Vondelpark ile güzeller güzeli Amsterdam Kasabalarını görmeden ayrılmayın bu şehirden. Amsterdam’ın kuzeyine doğru yol aldığınızda bu kasabalardan sırasıyla Monnickendam, Marken, Volendam ve Edam’dan geçmiş oluyorsunuz.

6. Paris

Otobusle Avrupa Turu

Paris, Avrupa’nın ve Fransa’nın olduğu kadar dünyanın da en popüler kenti. Seine Nehri kıyısında kurulu, birbirinden değerli müzeleri, küçük ve şirin dükkanları, zarif mimarisi, kafe ve barları, şık gece kulüpleri ve restoranlarıyla dünyanın en kendine has şehirlerinden. Elbette görülmesi gereken ilk yer, Paris’in en yüksek ve en görkemli yapısı, Paris’in rakipsiz simgesi Eyfel Kulesi. Kuşkusuz ismi Paris kadar marka olmuş, dünyanın en önemli ve rakipsiz müzelerinden Louvre Müzesi ikinci sırayı alıyor. Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu kitabıyla tüm dünyanın tanıdığı Notre Dame Katedrali, Place Charles de Gaulle ve Arc de Triomphe kentin olamazsa olmazları. Fransa tarihine damga vuran, Avrupa’nın en ünlü sarayı olan Versay Sarayı ile Vosges ve Concorde Meydanlarını da görmeyi ihmal etmeyin. Zamanınız varsa, Montmartre’ye de çıkın derim!

7. Barselona

İspanya’nın olduğu kadar Avrupa’nın da en çok ziyaret edilen kentlerinden biri olan Barselona, Katalan kültürü ve başkaldırı dansı olarak bilinen Flamenko dansıyla özgürlüğün kenti, gelenlere bu hissi rahatlıkla geçiriyor. Barselona’da mutlaka görülmesi gereken yerler Barselona’nın simgesi olan Gaudi’nin yarım kalan bazilikası La Sagrada Familia, şehrin en büyük, en gösterişli ve en güzel parklarından olan UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Parc Guell. Ama en keyifli en renkli ve en popüler yeri şüphesiz Las Ramblas ve 19. yüzyıldan kalma bir pazar olan Mercat de la Boqueria. Gaudi’nin dış cephesi ile iç tasarımını yaptığı Casa Batllo, Casa Mila ile birlikte Passeig de Gràcia Bölgesi’nin en özel ve dikkat çekici yapılarından. Orta Çağ sanatının en güzel örneklerini sergileyen ve muazzam bir yapıda hizmet veren Museu Nacional d’Art de Catalunya. Paris’te yer alan müzeden sonra en büyük Picasso müzesi olan Museo Picasso (Picasso Müzesi), Barselona’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri, mutlaka ziyaret edin. Bir de Barceloneta var ki, şehir merkezinin hemen altındaki sahil kenarında yer alan çok şirin bir semt, burada denize de girebilirsiniz. Özellikle futbol severlerin görmekten en çok keyif alacağı yerlerden biri olan Nou Camp Stadyumu ile kentin en yüksek tepesi olan Tibidabo da oldukça güzel seçenekler.

8. Roma

İtalya’nın olduğu kadar Avrupa’nın da en romantik şehirlerinden biri olan Roma, Orta Çağ, Barok ve Rönesans mimarisinin atmosferi ile yoğurulmuş bu güzel kent, yemek kültüründen alışveriş caddelerine, şirin kafelerinden şık restoranlarına dek ihtişamından ödün vermiyor. Roma’yı nasıl gezelim, nereden başlayalım düşüncesine yenilmeyin. Evet çok fazla gezilecek yeri var, fakat en önemlilerini sıraya koyabilirsiniz. Colosseo Meydanı’nda yer alan Antik Roma’nın ilk durağı ve kentin en önemli simge yapısı Colosseo ile başlayıp buradan, Antik Roma’nın siyaset, ticaret ve hukuk yaşamının merkezi olan Foro Romano’ya yürüyün. Buradan bir Roma klasiği olan Trevi Çeşmesi’ne paranızı atıp Spagna Meydanı’ndaki İspanyol Merdivenleri’ne doğru devam edebilirsiniz. Biraz dinlendikten sonra yönünüzü Vatikan’a çevirebilir, yol üzerinde, Vatikan duvarlarının dışında yer alan Sant’Angelo Kalesi’ni gördükten sonra Vatikan’a girebilirsiniz. Vatikan’ın ardından Antik Roma tanrıları için tapınak olarak inşa edilen Pantheon‘a yürüyebilirsiniz. Vaktiniz kalırsa, Berberini ve Navona Meydanlarını yürüyebilirsiniz.

9. Venedik

118 adacık üzerine kurulu, 160’tan fazla kanal ve bunları birbirine bağlayan 600’den fazla köprüsüyle, Venedik Avrupa’nın ve İtalya’nın tartışmasız en ilginç şehirlerinden. Her sokağı tarih ve sanat kokan, 16. ve 17. yüzyılın görkemini yansıtan tarihi sarayları, daracık kanalları, coğrafi yapısı ve mimarisi, romantik atmosferi, rengarenk festivalleri ve farklı kültürüyle heyecan uyandırıyor. Venedik’te ilk yapmanız gereken şey mutlaka gondolla kanal turu yapmak. Bu sayede kentin en güzel meydanlarını ve yapılarını görme şansınız oluyor. Ardından Venedik’in en popüler bölgesi olan San Marco Meydanı ve meydanda bulunan San Marco Bazilikası ile Dükler Sarayı’nı görmek. Ayrıca meydandaki San Marco Çan Kulesi’nin (Campanile di San Marco) tepesine çıkıp Venedik’i kırmızı kiremitlerin üzerinden izleyebilirsiniz. Vaktiniz varsa, rengarenk evleri ve muhteşem manzarasıyla Venedik’in en fotojenik bölgesi olan Murano Adası’nı görün. Venedik’in en önemli sanat galerinden biri olan Gallerie dell’Accademia ile Büyük Kanal ve San Marco Bazilikası arasında, Venedik’in en güzel yerinde bulunan kentin sembol yapısı Santa Maria Della Salute Bazilikası’nı da gezmelisiniz.

10. Belgrad

Belgrad, tarihi ve kültürel zenginliği ile doğal güzelliği bakımından Balkanların en gözde kenti. Sırbistan’ın başkenti ve en büyük şehri olan Belgrad’da görmeniz gereken ilk adres Belgrad’ın zengin tarihini gözler önüne seren Kalemegdan. Sava ve Tuna Nehirlerinin birleştiği noktada yer alan Kalemegdan’da Belgrad Kalesi, Askeri Müze, St. Petka ve Ruzia Kiliseleri, Kula Nebojsa, Türk Hamamı, VI. Carl Kapısı, Roma Kuyuları ve Belgrad’ın sembolü olan Pobednik yer alıyor. Hemen ardından kentin en popüler ve şirin caddesi Knez Mihailova’ya yürüyebilirsiniz. Sırpların göz bebeği bilim insanı Tesla’ya adanan ve merkeze yakın Krunska Caddesi üzerinde yer alan Nikola Tesla Müzesi ise, Belgrad’a gelen herkesin ziyaret etmeden dönmemesi gereken bir yer. Sırp Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu Aziz Sava’nın ismini taşıyan görkemli Aziz Sava Katedrali şehrin işlek bölgelerinden Slavija Meydanı’na çok yakın bir konumda. Belgrad’dan ayrılmadan vaktiniz varsa, Tuna nehri boyunca uzanan, Kalemegdan’ın tam karşısındaki Zemun’u da görün.

Müşteri memnuniyetini ön planda tutan, kendi sektöründe ilkleri gerçekleştiren bir kuruluş olan EYOBUS, TÜRSAB belgelerinden, konaklayacağınız otellere, otobüslerin marka ve modelinden şeffaf şirket bilgilerine dek güvenle tercih edebileceğiniz bir firma. Televizyonu, hızlı şarjı, prizi bulunan 2015-2016 model araçları, tecrübeli ve eğlenceli 3 farklı organizasyon ekibi, daha önce 1067 katılımcının referans olduğu Türkiye’nin en büyük gençlik hareketlerinden biri.

CEVAP VER